öfke kontrolü

Öfke Kontrolü 2: Değişimin Analizini Yap, öfke kontrolü üzerine yazdığım serinin ikinci bölümüdür. İlk bölümü okumayanlar buraya tıklayarak konu hakkındaki ilk yazıya erişebilirler. Bu yazıda, öfkemizin doğasını anladıktan sonra, bununla yaşamak isteyip istemediğimize karar verirken nelere bakmamız gerektiğine yer vereceğim. İnsan öfkesiyle yaşamak ister mi? Pek çok kişi bu soruya evet cevabı verecektir. Çoğu zaman öfkemizi seviyoruz, öfkemizi kontrol etmek için çaba harcamıyor oluşumuzun bize birçok faydasının olduğunu düşünebiliyoruz. Ayrıca öfkemizi kontrol etmemek için geçerli sebeplerimiz olduğuna kendimizi ikna edebiliyoruz. kendi öfkemiz hakkında yaptığımız varsayımlar ve inançlar, bazen bize değişmememiz gerektiğini fısıldayabiliyor, öfke kontrolü 2 için çaba harcamayı gereksiz buluyoruz.

Değişmemenin Bazı Nedenleri
İnsanlar öfkemi hak ediyor inancı

Bu inanç, “ben sinirlenmiyorum, onlar beni sinirlendiriyor” anlamına gelerek, size, öfkenizin son derece haklı olduğunu söylüyor. Gerçekten de insanlar sizi çılgına çevirecek şeyler yapıyor olabilir. İnsanlar yalan söyler, aldatır, çalar, hata yapar, terk eder, mahveder… Ne kadar öfkelenirseniz öfkelenin, insanların sizi öfkelendirmeyecek şekilde davranmasını sağlayamayacaksınız. O halde bu kadar öfkeli olmanız, sorunu çözüyor mu ya da öfkenizi, bu sorunu çözmek için nasıl yapıcı şekilde kullanabilirsiniz?

Duygular kontrol edilemez varsayımı

Çoğu insan, birtakım olayların doğrudan duygulara neden olduğunu ve bunun önlenemez, değiştirilemez, kontrol edilemez olduğunu düşünür. “Kızıyorum işte elimde değil ne yapayım?” deriz. Bu bizi basitçe hiçbir şey yapmamaya iter. Oysa insanlar olaylara değil, düşüncelere duygusal tepkiler verirler. Aynı sınava giren iki öğrenciden birinin daha fazla sınav kaygısı yaşıyor oluşu; bu sınava ilişkin sahip olduğu düşünceler, bu sınavı yorumlama şekli ve bu sınavı anlamlandırma şekli bakımından farklı olmalarından kaynaklanır. İnsanlar ne düşüneceklerini, bununla beraber de ne hissedeceklerini seçerler. Sizin düşünmeyi tercih ettiğiniz düşünce, sizin deliye dönmenize neden oluyor o kadar. Trafikte birisi sağınızdan hızlıca geçtiğinde “Benimle Dalga Geçiyor!” diye düşünmek de, “Arabada Hastası Olabilir” diye düşünmek de sizin elinizde, “Arabada hastası olduğunu düşünüyorsan çok safsın” diye düşünmek de sizin elinizde.

“Öfkem beni ben yapan özelliklerden biri” inancı

Öfkeli olmak bazılarımızın hayatında öyle yer etmiştir ki, öfkeli olmasak nasıl biri olacağımız hakkındaki düşüncelerimiz belirsiz, çoğunlukla da olumsuz olabilir. Fatih Terim öfkesini saha içinde ve dışında göstermekten çekinmeyen bir teknik direktör olmasaydı, kariyerindeki başarıları elde edebilir miydi? Daha fazlasını elde edebilir miydi? Cevabı asla bilinemeyecek bir soru bu. “Ben bu yaşa kadar böyle geldim” düşüncesinden kurtulun. Öfkenizi kontrol etmeye başladığınızda ortaya çıkacak olan yeni “siz” hoşunuza gitmediği takdirde, yeniden eski halinize dönebilirsiniz. Öfkenizi kaybetmekten korkmayın.

Öfkemi kontrol edersem bastırmış olurum, bu bana zarar verir inancı

Çoğumuz öfkeyi kontrol etmeyi, öfkeyi bastırmak olarak gördüğümüzden, eğer öfke kontrolü 2 için çaba harcarsak eninde sonunda dolacak ve bir düdüklü tencere gibi patlayacağız diye düşünüyoruz. İyi haber, siz bir düdüklü tencere değilsiniz, öfkeyi kontrol etmek de ifade etmekten vazgeçmek değil, ifade etme şeklinden vazgeçmektir. Öfkeyi bastırmak değil, çözümlemektir. Ayrıca sonucunu düşünmeden kötü bir şey yapmaktansa hiçbir şey yapmamayı tercih etmek ve gerekirse öfkeyi bastırmak, bir süre sonra gelen sakinleşmenin ardından artık bir bastırma olmayacaktır ve geçip gidecektir.

Öfke bazen ahlaken doğrudur inancı

Bazen öfkelenmenin ve şiddete başvurmanın ahlaki açıdan en doğru seçenek olduğunu düşünürüz. Ülkemizde yaşanan utanç verici olaylardan olan kadın cinayetleri ve çocuk istismarı gibi vakaların medyada yer bulmasının hemen ardından, idam cezasının gerekliliği hakkında söylemler başlar. Kurbanlarla empati kurar, faillere şiddetli bir öfke duyar, sadece öfkelenmekle kalmaz ve linç etmek ya da intikam almak isteriz. Bu noktada aksini düşünenler olursa örneğin birisi bir katilin bile yaşama hakkı olduğunu savunursa, onu ahlaksızlık, namussuzluk, vicdansızlık, kötü kalplilik ve benzeri sıfatlarla suçlarız. Bazen öyle bir olaya şahit oluruz ki, eğer öfkemizi kontrol etmeye çalışırsak kendi ahlakımızdan şüphe ederiz. Bunun bir örneğini, kız arkadaşına laf atıldığı için laf atanları bıçaklayan bir adamda, damadı kızını dövdüğü için damadını öldüren bir babada görebilirsiniz. Öfkeyi kontrol etmeye çalışmamayı, bazı durumlarda ahlaklı bir eylem olarak görüyoruz. 

Öfkenizin Kar-Zarar Analizini Yapın

Öfkemizi kontrol etmiyor oluşumuzun şüphesiz bize ödettiği bedeller de, bize sağladığı faydalar da mevcuttur. Bunları bir liste haline getirmek, gerçekten bir şeylerin değişmesi gerekip gerekmediği hakkında bilgi verebilir. Değişim için motivasyon sağlayabilir. Bunun için ihtiyacınız olan tek şey bir kağıt ve kalem. Boş bir kağıdı ortadan çekeceğiniz bir çizgiyle iki sütuna ayırıp, bir sütuna Öfkemin Bana Ödettiği Bedeller, diğerine ise Öfkemin Sağladığı Yararlar yazabilirsiniz. Her ikisi için de aklınıza gelen her şeyi madde madde buraya geçirebilirsiniz. Örneğin öfkenizi kontrol edemediğinizden dolayı kaybettiğiniz ilişkiniz ödediğiniz bir bedel olabilir. Diğer yandan öfkenizi kontrol etmediğiniz için kimse sizi itip kakamıyor da olabilir. Aklınıza ne geliyorsa, ne elde etmek için nelerden vazgeçtiğinizi bir bir yazın. Listenizi hazırlarken şu soruları düşünmek size kolaylık sağlayabilir:

Öfkem sağlığımı etkiledi mi?

Öfkem zarar görmemi engelliyor mu?

Öfke işimde bana yardımcı mı yoksa tam tersi mi?

Öfke ilişkilerimi nasıl etkiledi?

Öfkem başımı belaya soktu mu?

Öfkem sayesinde istediklerimin çoğunu aldım mı?

Öfkem ailemi nasıl etkiledi?

Öfkenin size ne getirdiğini ya da sizden neyi götürdüğüne emin olduktan sonra, değişip değişmemek adına karar vermekte özgürsünüz. Eğer evet değişmek istiyorum diyebiliyorsanız, serinin bundan sonraki yazıları size yararlı ipuçları sunabilir. Artık öfkenizin dinamiklerini anlamış ve bunların yerine yenileri koymaya hazır hale geldiyseniz, bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

Ellioth ve Smith’in Anger Management for Dummies adlı eserinden uyarlanmıştır.

Detaylı bilgi ya da randevu almak için lütfen arayınız.

Hemen Randevu Al

Bir cevap yazın