Söylemek istediğiniz pek çok şey var; fakat tartışma başladığında cümleler bir türlü toparlanmıyor. Karşınızdaki kişi cevap bekledikçe daha çok geriliyor, sonunda susuyorsunuz. Bir süre sonra aklınıza söyleyebileceğiniz bütün cümleler geliyor. O ise sessizliğinizi “Beni önemsemiyor” diye yorumlamış olabilir.
Bir tartışmada susmak farklı deneyimleri anlatabilir. Kimi zaman düşünmek için zamana, kimi zaman yoğun duyguların yatışmasına ihtiyaç vardır. Bazen de konu her açıldığında iletişim kesilir ve sorunlar konuşulamaz hale gelir. Susmanın anlamını anlayabilmek için konuşmanın öncesine, o ana ve sonrasında ne olduğuna birlikte bakmak gerekir.
Şu anda konuşmaya ara verdiğimde neye ihtiyaç duyuyorum ve bu ihtiyaç, konuyu daha sonra ele almamıza nasıl yardımcı olabilir?
Bir tartışmada neden susabiliriz?
Önce kendi deneyiminizi belirli bir olay üzerinden inceleyebilirsiniz. O sırada ne düşünüyordunuz, bedeninizde ne fark ettiniz, söylemek istediğiniz neydi? Aynı kişi iş yerinde kolayca görüş bildirirken yakın ilişkisinde susabilir. Bu nedenle tek bir davranıştan genel bir kişilik özelliği çıkarmak, durumun ayrıntılarını gözden kaçırabilir.
Yoğun gerginlik içinde sözcükleri toparlamakta zorlanmak
Seslerin yükselmesiyle dikkatiniz konuşulan konudan kendi gerginliğinize kayabilir. Kalp atışınızı, kaslarınızın gerilmesini veya ağlama isteğini fark edebilirsiniz. Gottman Enstitüsü, tartışma sırasında etkileşimden kopmayı ele alırken kişinin aşırı bunalmış hissetmesinin rolüne dikkat çeker.[1] Ancak bu açıklama, bütün sessizliklerin aynı nedenle ortaya çıktığı anlamına gelmez.
Gottman yaklaşımındaki “duvar örme” (stonewalling) terimi, tartışma sırasında kişinin etkileşime kapanmasını anlatır. Düşünmek için verilen her kısa arayı bu kavramla adlandırmak uygun olmaz.
Yanlış bir şey söylemekten veya karşılık görmekten çekinmek
“Bunu söylersem daha kötü olacak” düşüncesiyle cümlenizi yarıda kesebilirsiniz. Burada beklediğiniz tepkinin ne olduğuna bakmak önemlidir. Görüş ayrılığından mı çekiniyorsunuz, yoksa daha önce sözleriniz küçümsendiği veya size bağırıldığı için mi temkinli davranıyorsunuz? Kendi beklentinizle konuşmanın gerçek koşulları birlikte değerlendirilmelidir.
Ne hissettiğinizi henüz anlayamamak
Bazen bir olayın sizi neden etkilediğini o anda anlatamazsınız. Öfkenin yanında incinme, hayal kırıklığı veya şaşkınlık da olabilir. Hemen açıklayamamak, açıklayacak hiçbir şeyiniz olmadığı anlamına gelmez. “Şu an neye kırıldığımı toparlamaya çalışıyorum” demek, tam bir cevaptan önce kurabileceğiniz kısa bir iletişim olabilir.
Konuşmanın bir sonuç vermeyeceğini düşünmek
“Bunu zaten çok kez konuştuk” düşüncesi de geri çekilmeye eşlik edebilir. Önceki konuşmalarda neyin eksik kaldığını incelemek yararlıdır: Talep anlaşılmış mıydı, bir karar verilmiş miydi, karar uygulanmış mıydı? Sorun yalnızca sözcük seçimi olmayabilir; sorumluluk paylaşımı veya davranış değişikliği de konuşulmayı bekliyor olabilir.
Sessizlik, niyetimizden farklı bir mesaj verebilir
Susan kişi “Kırıcı konuşmamak için kendimi tutuyorum” diye düşünürken karşısındaki kişi “Söylediklerimin bir önemi yok” hissine kapılabilir. Aynı anda iki farklı deneyim yaşanması mümkündür. Kendi niyetinizi bilmeniz, karşınızdaki kişinin de onu doğru anladığını göstermez.
Bu nedenle kısa bir açıklama önemli olabilir: “Söylediklerini duyuyorum. Şu an cevaplarımı toparlayamıyorum.” Böyle bir cümle her sorunu çözmez; yine de sessizliğin ne anlama geldiği hakkında bir bilgi sunar. Konuşmanın ardından karşı tarafın yaşadığını da dinlemek, niyetiniz ile oluşan etkiyi birlikte değerlendirmeye yardımcı olabilir.
Burada herkesin aynı hızda konuşmasını beklemek de gerçekçi değildir. Bazı kişiler düşüncelerini sözlü olarak ilerletirken bazıları önce düşünmek veya kısa not almak isteyebilir. Bu farkı sakin bir zamanda konuşmak, tartışma sırasında “Doğru iletişim sadece benim yaptığım gibi olur” beklentisini gözden geçirmenize alan açabilir.
Biri üsteledikçe diğeri neden daha çok geri çekilebilir?
İlişki araştırmalarında bir kişinin konuşma veya değişim için baskıyı artırırken diğerinin geri çekildiği etkileşimler, talep etme–geri çekilme örüntüsü kapsamında incelenir. Schrodt ve arkadaşlarının 74 çalışmayı kapsayan meta-analizi, bu örüntünün ilişkisel ve iletişimsel sonuçlarla bağlantılı olduğunu göstermektedir.[2] Bu bulgu tek bir tartışmadan ilişkinin geleceği hakkında kesin sonuç çıkarmaya izin vermez.
Günlük hayatta aşağıdakine benzer bir sıra yaşanabilir. Bu sıra, herkesin deneyimini açıklayan bir kural değil, kendi konuşmanızı incelemek için varsayımsal bir örnektir:
- Bir kişi, “Bu konuyu konuşmak istiyorum” der.
- Diğeri gerilir ve kısa cevaplarla geri çekilir.
- İlk kişi duyulmadığını düşünerek daha sık soru sorar veya sesini yükseltir.
- Diğeri baskı altında hissedip daha da susar.
- Konu yerini “Sen hep susuyorsun” ve “Sen de hep üstüme geliyorsun” tartışmasına bırakır.
Roller kişilere kalıcı olarak ait olmak zorunda değildir; konuşulan konuya göre değişebilir. Ayrıca döngüden söz etmek, bütün davranışları eşit derecede kabul edilebilir saymak anlamına gelmez. Hakaret, tehdit veya korkutma varsa bunların sorumluluğu, “İkimiz de iletişimi bozduk” cümlesinin içinde kaybolmamalıdır.
Sakinleşmek için mola vermekle konuyu sürekli kapatmak arasındaki fark
NHS, bir sorunu sakin biçimde konuşmak zorlaştığında ara verip daha sakin bir zamanda yeniden konuşmayı önerir.[3] Mola hakkında düşünürken yalnızca konuşmanın kesilmesine değil, ne için kesildiğine ve ardından ne olduğuna bakabilirsiniz.
“Toparlanıp devam etmek istiyorum.”
İhtiyaç mümkün olduğunca açıklanır. Yeniden görüşmek için uygun bir zaman konuşulur. Dönüldüğünde aynı konu ele alınır; ertelenen ihtiyaç görünür kalır.
“Sonra konuşuruz” deyip hiç dönmemek
Diğer kişi konunun ne zaman ele alınacağını bilemez. Benzer durumlar tekrarlandıkça ihtiyaçlar ve anlaşmazlıklar birikir. Ara, sorunu konuşmanın sürekli ertelenmesine dönüşebilir.
Birinin mesafe istemesinden onun niyetini kesin olarak bilemezsiniz. Buna karşılık iletişimin günlerce kesilmesi, ancak karşı taraf istemediği bir şeyi kabul ettiğinde yeniden başlaması veya ihtiyaçların sürekli yok sayılması gibi davranışları dikkate alabilirsiniz. Değerlendirmede niyet tahmininden çok tekrar eden davranışlar ve bunların etkisi önemlidir.
Konuşmaya ara vermek ve yeniden başlamak nasıl ifade edilebilir?
Aşağıdaki konuşmalar varsayımsal örneklerdir. Saatler bir kuralı değil, dönüş zamanını belirli hale getirmenin bir biçimini gösterir.
Susan kişi için kısa bir açıklama
“Bu konuyu önemsiyorum. Şu an çok gerildim ve düşüncelerimi toparlayamıyorum. Biraz ara verip saat sekizde yeniden konuşmayı istiyorum.”
Burada karşı tarafın söylediğine katılmak zorunda kalmadan, konunun duyulduğunu belirtebilirsiniz. Bir açıklama yapmak, daha sonra gerçekten konuşmaya dönme sorumluluğunun yerini tutmaz.
Cevap bekleyen kişi için bir ihtiyaç cümlesi
“Ara vermene alan açabilirim. Konunun tamamen kapanması beni belirsizlikte bırakıyor. Ne zaman devam edebileceğimizi birlikte belirleyelim.”
Bu cümle, karşı tarafı hemen ayrıntılı bir cevaba zorlamadan kendi ihtiyacınızı görünür kılar. Sınır koymak veya uygun zamanı yeniden konuşmak, konuşmanın iki tarafına da ait olabilir.
Moladan sonra konuya geri dönmek
“Biraz önce sustuğumda seni duymazdan gelmiş gibi göründüğümü anlıyorum. Ben cevaplarımı toparlayamadım. Şimdi akşam planı konusunda neye ihtiyaç duyduğumuzu konuşabiliriz.”
Hem yaşanan etki hem de ilk konu anılır. Bütün ilişkiyi aynı konuşmada değerlendirmeye çalışmak yerine, o an üzerinde anlaşılması gereken belirli meseleye dönülür.
Tartışmada geri çekilmeyi anlamak için yedi adım
-
Sessizliğin başladığı anı bulun
Son tartışmada tam olarak hangi söz veya davranıştan sonra konuşmayı bıraktığınızı düşünün. Aklınızdan ne geçti? Açıklamanızın dinlenmeyeceğini mi düşündünüz, ne hissettiğinizi mi anlayamadınız? “Ben hep böyleyim” yerine belirli anı incelemek, üzerinde çalışılabilecek noktaları gösterebilir.
-
İhtiyacınızı mümkün olan en kısa cümleyle söyleyin
Bütün duygularınızı o anda anlatmanız gerekmeyebilir. “Düşünmek için zamana ihtiyacım var” veya “Bu ses tonuyla konuşurken kendimi ifade etmekte zorlanıyorum” diyebilirsiniz. CCI’nin atılgan iletişim yaklaşımı, kendi görüşünü açıkça ifade ederken diğer kişinin haklarına da saygı göstermeyi vurgular.[4]
-
Molanın ardından ne olacağını kararlaştırın
Uygun bir dönüş zamanı seçin. Belirlediğiniz zaman geldiğinde hazır değilseniz, konuyu sessizce terk etmek yerine bunu söyleyip başka bir zaman önerin. Çalışma saatleri, çocuk bakımı veya ortak alanın koşulları gibi pratik ayrıntıları da hesaba katın.
-
Ara sırasında gerginliğinize neyin yardımcı olduğunu fark edin
Kısa bir yürüyüş, sakin bir ortamda oturmak veya dikkatinizi çevrenize vermek size uygun olabilir. Gottman Enstitüsü de ara sırasında yatışmayı destekleyen etkinliklere yer verir.[1] Süreyi karşı tarafa yeni suçlamalar hazırlayarak geçirmekle, toparlanmaya ayırmak arasındaki farkı gözlemleyebilirsiniz.
-
Dönüşte tek bir somut konuyu seçin
“Beni hiç düşünmüyorsun” gibi geniş bir yargı yerine hangi olayın konuşulduğunu belirtin. “Plan değiştiğinde haber almak istiyorum” cümlesi, karşı tarafın cevap verebileceği daha belirli bir ihtiyaç sunar. Aynı anda geçmişteki bütün anlaşmazlıkları çözmeye çalışmamaya dikkat edin.
-
Duyduğunuzu kontrol edin
Bir cevabı hazırlamadan önce karşınızdakinin ne söylediğini kendi sözlerinizle kısaca ifade edebilirsiniz: “Sana haber vermediğimde planının aksadığını söylüyorsun; doğru mu anladım?” NHS’nin aktif dinleme önerisi de anlaşılanı kontrol etmeye dayanır.[3] Anlamak, bütün yorumlara katılmakla aynı şey değildir.
-
Kararı ve uygulanmasını birlikte gözden geçirin
Konuşmanın sonunda kimin ne yapacağı anlaşılıyor mu? Örneğin plan değişikliğini haber verme konusunda ne kararlaştırıldı? Sonraki konuşmada yalnızca kimin daha iyi cümle kurduğuna değil, kararın günlük hayatta karşılık bulup bulmadığına da bakabilirsiniz.
Konuşmanın güvenli olmadığı durumları ayrıca değerlendirmek
İletişim önerileri, kişilerin kendilerini ifade edebildiği ve sınırlarının gözetildiği koşullarda anlam kazanır. Tehdit, korkutma veya şiddet varsa susmak, o anda kendini korumaya çalışmanın bir parçası olabilir. Böyle bir durumu yalnızca “Daha açık konuşmalısın” önerisiyle ele almak uygun değildir.
Konuşmayı güvenli hale getirme sorumluluğu tek bir kişinin üzerinde değildir. Kişisel güvenliği ve bireysel destek ihtiyacını değerlendirmek öncelik kazanabilir. Sırf iletişim devam etsin diye korktuğunuz bir konuşmayı sürdürmek zorunda değilsiniz. NHS de sağlıksız veya zarar veren ilişkilerde destek aramaya yer verir.[3]
Sık sorulan sorular
Tartışmada susmak, karşı tarafı önemsemediğimi mi gösterir?
Tek bir davranıştan böyle bir sonuç çıkarılamaz. O sırada ne yaşadığınız ve sonrasında konuya nasıl döndüğünüz önemlidir. Önemsediğiniz halde susuyor olabilirsiniz; yine de sessizliğin karşı tarafta yarattığı etkiyi konuşmaya ihtiyaç duyulabilir.
Partnerim sustuğunda hemen cevap istemem yanlış mı?
Konunun ele alınmasını istemeniz anlaşılabilir. Ancak hemen cevap almaya çalışmanın konuşmayı nasıl etkilediğine bakabilirsiniz. Yeniden görüşmek için belirli bir zaman istemek ve o zamanda konuşmanın gerçekleşmesini beklemek, ihtiyacınızı ifade etmenin farklı bir yoludur.
Mola verdikten sonra aynı fikirde olmak zorunda mıyız?
Hayır. Konuşmanın amacı her konuda aynı düşünmek olmayabilir. Birbirinizi daha doğru anlamak, bir sınırı açıklamak veya belirli bir davranış üzerinde anlaşmak da mümkün sonuçlardır. Bazı anlaşmazlıklar için birden fazla görüşme ya da profesyonel destek gerekebilir.
Ne zaman profesyonel destek alınabilir?
Önemli konular sürekli konuşulmadan kalıyorsa, tartışmalar aynı döngüde ilerliyorsa veya kendinizi ifade etmek yoğun kaygı yaratıyorsa profesyonel destek almayı düşünebilirsiniz. Bireysel görüşmelerde hangi anlarda geri çekildiğiniz, bunun sizin için ne anlama geldiği ve ilişkinin koşulları birlikte incelenebilir.
Bir sorunu ele almaya başlamak için karşı tarafın da aynı açıklamayı benimsemesini beklemeniz gerekmez. Kendi ihtiyacınızı, sınırlarınızı ve seçeneklerinizi anlamak için görüşebilirsiniz. Çalışmanın biçimi, ilişkinin güvenliği ve başvurunun amacı dikkate alınarak değerlendirilir.
Kaynaklar
- The Gottman Institute. The Four Horsemen: Stonewalling.
- Schrodt, P., Witt, P. L. ve Shimkowski, J. R. (2014). A Meta-Analytical Review of the Demand/Withdraw Pattern of Interaction and its Associations with Individual, Relational, and Communicative Outcomes. Communication Monographs, 81(1), 28–58.
- NHS Every Mind Matters. Maintaining healthy relationships and mental wellbeing.
- Centre for Clinical Interventions. Assertiveness: Assert Yourself!
Bu yazı genel bilgilendirme ve psikoeğitim amacıyla hazırlanmıştır; kişisel değerlendirme veya tanı yerine geçmez.
