Bir arkadaşınız yeni bir işe başlar. Sosyal medyada bir başkasının tatil fotoğraflarını görürsünüz. Eski bir tanıdığınızın hayatında her şey yolunda görünür. Kendi gününüzle ilgili az önce belirgin bir sıkıntınız yokken, aklınıza şu soru düşebilir: “Ben neden hâlâ burada kaldım?”
Başkalarının hayatına bakarak kendi durumumuzu değerlendirmek tanıdık bir deneyimdir. Ancak birinin başarısını görmekle kendi değerimiz hakkında hüküm vermek birbirinden farklıdır. Bazen bizi yoran, karşılaştırdığımız özellikten çok o karşılaştırmanın ardından kendimize söylediğimiz cümledir.
Başkasının hayatından gördüğüm bir parçayla, kendi hayatımın tamamını mı değerlendiriyorum?
Kendimizi neden başkalarıyla kıyaslarız?
Başarımızı, görünümümüzü, ilişkilerimizi veya yaşam koşullarımızı değerlendirirken başka insanları bir ölçü olarak kullanabiliriz. “Ben nasıl yapıyorum?”, “Nerede zorlanıyorum?” veya “Nasıl ilerleyebilirim?” sorularına cevap ararken başkalarına bakarız. Psikolojide bu süreç sosyal karşılaştırma olarak ele alınır.
Örneğin, bir çalışma arkadaşınızın sunumunu izleyip ondan bir yöntem öğrenebilirsiniz. Aynı sunumun ardından “Ben hiçbir zaman onun kadar iyi olamayacağım” diye de düşünebilirsiniz. Dışarıdaki olay benzerdir; sizin ondan çıkardığınız anlam ise farklıdır.
“Ondan ne öğrenebilirim?”
Birinin iyi yaptığı şeyi fark eder, kendi hedefiniz için kullanabileceğiniz somut bir adım ararsınız. Başkasının başarısı, kendi yolunuz hakkında düşünmenize yardımcı olabilir.
“O başardı; ben yetersizim.”
Tek bir farktan yola çıkarak kendinizin tamamı hakkında olumsuz bir sonuca varırsınız. Kendi emeğiniz, koşullarınız ve başka alanlardaki güçlü yanlarınız değerlendirmede yer bulmayabilir.
Sosyal medyada kıyaslamak neden yorucu olabilir?
Sosyal medyada kısa sürede birçok kişinin yaşamından kesit görürüz. Birinin mesleki başarısı, bir başkasının ilişkisi, başka birinin görünümü dikkatimizi çekebilir. Sonra bütün bu özellikleri, sanki tek bir insanın aynı anda sahip olduğu hayatı anlatıyormuş gibi kendi yaşamımızla karşılaştırabiliriz.
Oysa bir paylaşım, o kişinin bütün hayatını göstermez. Bir işin nasıl elde edildiğini, fotoğrafın dışındaki günü veya kişinin hangi desteklere sahip olduğunu bilmiyor olabiliriz. Bu, gördüğümüz başarının gerçek olmadığı anlamına gelmez; elimizdeki bilginin sınırlı olduğunu hatırlatır.
Dört araştırmadan oluşan bir çalışmada, sosyal medyada kendini daha iyi durumda görünen kişilerle sık ve belirgin biçimde karşılaştırmanın, kişinin o anki öz değerlendirmesini ve ruh halini olumsuz etkileyebildiği bulunmuştur.[1]
Yine de buradan “Sosyal medya herkese zarar verir” sonucu çıkmaz. Bir araştırma derlemesi, kıyaslamanın sonuçlarının kişiye ve koşullara göre değişebildiğini; bulguların tek yönlü olmadığını vurgular.[2] Bu nedenle kendi deneyiminizde, hangi içeriklerin ardından ne düşündüğünüze ve nasıl hissettiğinize bakmak daha anlamlıdır.
“Geride kaldım” düşüncesi bize ne söylüyor?
“Bu yaşta evlenmiş olmalıydım.” “Şimdiye kadar daha çok kazanmalıydım.” “Herkes yolunu buldu.” Bu cümlelerde yalnızca başka insanların hayatı değil, hayatın nasıl ve ne zaman ilerlemesi gerektiğine dair beklentiler de vardır.
Kendinize sorabilirsiniz: Geride kaldığımı söylerken hangi ölçüyü kullanıyorum? Bu hedef benim için gerçekten önemli mi? Aynı yaşta olmak, aynı imkanlara, sorumluluklara veya başlangıç noktasına sahip olmak anlamına geliyor mu?
Bu sorular zorlandığınız koşulları ortadan kaldırmaz. Fakat bir güçlüğü tanımlamakla kendinizi bütünüyle başarısız saymak arasındaki farkı görmenize yardımcı olabilir. Kendinizden sürekli daha fazlasını bekliyorsanız, mükemmeliyetçilik üzerine yazı da bu değerlendirmeye eşlik edebilir.
Kıyaslama alışkanlığıyla nasıl ilişki kurabiliriz?
- Hangi alanda kıyasladığınızı adlandırın. “Herkes benden iyi” yerine karşılaştırmanın konusunu belirleyin: mesleki başarı, gelir, görünüm veya yakın ilişkiler gibi. Böylece bütün hayatınız hakkında bir hüküm vermek yerine üzerinde düşünmek istediğiniz alanı seçebilirsiniz.
- Gördüğünüz bilgiyle çıkardığınız sonucu ayırın. “Arkadaşım terfi aldı” bir bilgidir. “Demek ki ben değersizim” ise bu bilgiye eklediğiniz yorumdur. Kendinizle ilgili olumsuz düşünceleri yazmak ve onları destekleyen ya da sorgulatan kanıtlara bakmak yararlı bir başlangıç olabilir.[3]
- Kendi koşullarınızı değerlendirmeye dahil edin. Bakım sorumlulukları, maddi imkanlar, sağlık koşulları ve zaman farklı olabilir. Bunları hesaba katmak, hedefleriniz hakkında daha gerçekçi bir değerlendirme yapmanıza alan açar.
- Kendi ilerlemeniz için somut bir ölçü seçin. Bir başkasının sonucuna bakmanın yanında, kendi sürecinizi de izleyin. Bu ay ne öğrendiniz? Hangi işe başlayabildiniz? Önceden zorlandığınız hangi durumda farklı davrandınız? Küçük gelişmeleri de kayda değer bilgiler olarak görün.
- Dijital alışkanlıklarınızı gözleyin. Bazı hesaplara baktıktan sonra kendinizi sürekli yetersiz hissediyorsanız, o içeriklerle temasınıza ara vermeyi veya kullanım zamanınızı sınırlandırmayı deneyebilirsiniz. Bu değişikliğin sizin üzerinizdeki etkisini gözleyin; herkes için tek bir kullanım kuralı olması gerekmez.
“Onun başarısını görebilir ve kendi hayatımda zorlandığım alanı ciddiye alabilirim. Bu fark, benim değerim hakkında tek başına bir karar vermez.”
“Şu anda benim için önemli olan hedef ne? Bugün bu hedefe yönelik atabileceğim küçük adım hangisi?”
Kendinize daha adil yaklaşmak için benzer durumda olan bir arkadaşınıza nasıl konuşacağınızı düşünmek de bir başlangıç olabilir.[3]
Ne zaman psikolojik destek düşünülebilir?
Kıyaslamanın ardından kendinizi sık sık değersiz hissediyorsanız, yeni bir şey denemekten kaçınıyorsanız veya bu düşünceler günlük yaşamınızı belirgin biçimde etkiliyorsa psikolojik destek düşünmek anlamlı olabilir. Kendimize yönelik olumsuz inançlar ve sert değerlendirmeler, psikolojik danışmada ele alınabilecek konulardır.[3]
Kendinize nasıl baktığınızı birlikte ele alabiliriz.
Kıyaslama alışkanlığınızı, beklentilerinizi ve kendinizle konuşma biçiminizi anlamak için iletişime geçebilirsiniz.
İletişime geçinKaynaklar
- Midgley ve arkadaşları (2021). When every day is a high school reunion: Social media comparisons and self-esteem.
- Meier ve Johnson (2022). Social comparison and envy on social media: A critical review.
- NHS. Raising low self-esteem.
Bu yazı genel bilgilendirme ve psikoeğitim amacıyla hazırlanmıştır. Kişisel değerlendirme, tanı veya tedavi yerine geçmez.
